Hızla ahlaksızlaşıyoruz. Ve bu hız o kadar fazla ki, ne kadar ahlaksızlaştığımızı bile hesaplayamıyoruz. Çünkü bir önceki evrede sahip olduğumuz ahlak seviyemizi belirlemeye vaktimiz kalmıyor. Bir seviye daha atlıyoruz.
Tebrikler Ahlaksızlık Seviyesinin 5 Metre Altındasınız!
Esas sorun ahlaksızlaşmak değil, esas sorun ahlaksızlaşmanın normalleşmesi ve ahlaksızlığın yeni ahlak kriteri haline gelmesi.
Ahlaksızlık diz boyu diyoruz, feryat figan etrafta koşturuyoruz lakin ahlak kavramını ne kadar biliyoruz?
Nedir Ahlak?
Kelimenin en dar anlamıyla; neyin doğru veya neyin yanlış sayıldığını (sayılması gerektiğini) bildiren, bununla ilgilenen kavram, olgu.
Herhangi birine doğru ve yalnış dediğinizde alacağınız en muhtemel cevap ''Neye göre, kime göre?'' olacaktır.
Evet, en temel sorun ve tabii ki soru bu; ''Neye göre, Kime göre?''
Eğer bir kişiye ahlaklı, ötekine ahlaksız diyorsanız muhakkak, ilk kişide gördüğünüz ve size göre olunması gereken insanın bir yada birkaç özelliğini ikinci kişide görememişsinizdir. Ve bu göremeyiş, görmek istemediğiniz şeyleri görmenize sebep olmuş ve sizi derin bir rahatsızlığın içine atmıştır. Ama bir davranışı sözsel veya eylemsel olumsuzlamak için kişisel bir rahatsızlıktan çok daha fazlası gerekir. Topluca rahatsız olmak gerekir. Siz ve sizin gibi düşünen/hisseden/yaşayan kişilerle beraber ortak olduğunuz bir rahatsızlıktır bu. Sözsel olumsuzlama için yeterli olan bu aşama, eylemsel olumsuzlama için halen yeterli motivasyonu sağlayamaz. Eylemsel olumsuzlama için sizin topluluğunuzdaki kişilerin birkaç tanesinde de bu rahatsız edici davranışların başlangıcını gözlemlemeye başlamanız gerekmektedir. Bu aşama da tamamlandıktan sonra, her türlü olumsuzlama artık size açıktır.
''Bu yaptığın yanlış!'' ibaresinin belirli dönüşleri olacağı kesindir ama ''Bu yaptığın bence yalnış!'' ibaresinin sadece bir adet dönüşü mevcuttur.
Eğer ahlak anlayışınızı kendinize dayandırıyorsanız, koskoca bir yalan paradoks içerisinde yaşıyorsunuzdur. Çünkü ahlak çok yüzeysel konularda kendi kendini idame edebilen bir varlık olsa da, daha derine inilmesi için yeterli olgunlağa ancak öğrenilmeyle ulaşabilir. Bu öğrenme için bir kaynağa ihtiyaç vardır ve şimdiden belli olduğu üzere bu kaynak da görecelidir.
Yani insanın ahlak anlayışı; kime göre ve neye göre bir kaynaktan alınan, kime göre ve neye göre bir sisteminin, kime göre ve neye göre uygulanıp, uygulanmamasıdır. Kime göre, neye göre tabii?
Tebrikler Şu Anda Ahlaksızlık Seviyesinin 25 Metre Altındasınız!
Bazı insanların doğruları o kadar yanlış, yanlışları da o kadar doğrudur ki; siz kendi yanlış ve doğrularınızdan şüphe etmeye başlarsınız. Sisteminize ve kendinize olan inancınızı yitirirsiniz. Ve o yanlışlar o kadar çok kez tekrarlanırlar ve doğrular o kadar çok kez ayıplanırlar ki, evveli görememiş insanlar yanlışı doğru, doğruyu yanlış sayıldığı görece normal bir yaşama adapte olurlar.
Evveli görmüş kişilerin, bu evveli bilmeyenler için yaptığı yegane şey ise söylenip, azarlamaktır. Muhteviyatı gereği her sert şeye tepkili olan insan, bu sertliğe de sertçe bir tepki vererek, ''esas''ı, ''gericilik''le suçlarlar.
Tozlanmış nöronların, örümcek ağı bağlamış beyin loblarının kontrol ettiği ağzılardan da ''bizim zamanımızda'' ile başlayan methiyeler dizilir di'li, dü'lü geçmiş yıllara.
İnsan hafızası eskiyi ve eksiği yüceltmeye, kalbi de olmayana odaklanma meyillidir.
Habil ile Kabil'den daha eskisi var mı tarihte? İlk cinayet o zaman işlenmemiş midir? Lut Kavminden daha mı eskidir gay barlar? Uhud'tan kaçan askerler mi yoksa şimdi ki apolitik nesil mi daha yaşlı?
Her çağın zalimi ve mazlumu vardır.
Eski senin kafanda güzel...
Tebrikler Şu An Ahlaksızlık Seviyesinin 500 Metre Altındasınız!
Her ileri neslin ahlaksızlığı bir önceki neslin ahlakını aktaramamasından kaynaklanır. Her önceki neslin ahlakını koruyamamak da ileri neslin egosundan kaynaklanır.
Tebrikler Şu An Ahlaksızlık Seviyesinin 1000 Metre Altındasınız!
Kime Göre, Neye Göre?
Hiçbir insan her bir insana eşit anlayışla yaklaşamaz. Hiçbir insan her bir insanın neler yaşadağını bilip ona göre çözüm üretemez. Hiçbir insan geçmişle gelecek arasındaki bağlantıyı kurup tüm bilinç ve vicdan seviyelerine ortak kullanabilecekleri bir sistem kuramaz. Kurabilemez.
O sebeptendir ki, eğer neyin doğru ve neyin yanlış olduğuna karar verecek bir sistem aranıyorsa, bunu doğrunun ve yanlışın ölçüsünü VAR EDEN'den başka kim yapabilir ki?
Evet, ALLAH'a göre!
ALLAH'a göre doğru. ALLAH'a göre yanlış.
Bu doğru ve yanlışın en ince ayrıntısına kadar yazılı olduğu kitapda burada, yeryüzünde, elimizin altında, apaçık bir şekilde okunmayı bekliyor.
Seni bekliyor kardeşim. Okumanı bekliyor. Elindeki romanı iki dakika bırak, bu siteden çık ve en üst rafta duran o tozlanmış kitabı aç ve oku.
''Oku, Yaradan Rabbinin Adıyla.'' (Alak - 1 )
''İşte bu içinde hiçbir şüphe bulunmayan kitap, takva sahipleri için bir hidayet rehberidir.'' (Bakara - 2)
ALLAH ve de ALLAH işte bütün mesele bu!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder