Yine söyleyecek ve anlatacak şeyler birikti... Kimsenin umrunda değil farkındayım; farkında mısınız, kimsenin umrunda olması benim de umrumda değil...
AE : Peki o zaman, neden bunları yazıp, paylaşıyorsun? Ha!
E : Tuşe! Sana söz hakkı verdiğimi sanmıyorum alterego'cuğum!
E: Bilmiyorum anlayabilecek misin ama biraz izah etmeye çalışayım. Kimsenin umrunda olması umrumda değil, umrumda olsa "kimse"nin dikkati çekmek, onların ilgisi ve beğenisi toplamak adına "hamasi, malayani, sibervari" konulara değinirdim. Ayrıca, bu internet dediğimiz, Asr Kavmi'nin maddeci teknokrat seminist bilgi çöplüğü otomatik hafıza makinasında veriler "teknik olarak" kaybolmadığı için, bu yazı/yazılar elbet bir gün, bir şekilde tam ihtiyacı olan kişinin önüne çıkacaktır.
AE : Süslü cümleler ve karmaşık kavram ile zeki olduğunu ispatlamaya çalışıyorsun ama ben senin bu kavramları yazmadan önce google'dan araştırdığını biliyorum.
E : Evet, sonuçta burası benim hafızam değil mi? Bilgiyi maddeye dönüştürmeden önce de, kendi biyolojik hafızamda araştırıyorum. Yani ha benim 30 yıllık biyolojik hafızam ha benim siber google hafızam. Sonuçta hepsi benim!
AE : .....
E: Büyü de gel çocuk, haydi...
Evet, alter egom ile yaptığımız bu atışmadan sonra kalamadımız yerden devam edelim.
Bu arada bu yazıları okuyan bazı kişilerde her şeyi eleştirme ve kendini önemli hissetme isteğinden kaynaklı olduğunu düşündüğüm mükemmel bir cümle duyuyorum.
"Güzel yazı, tabi bazı hataları var ama güzel."
1 - Sana kim sordu?
2 - Bazı hatalar derken? Kim seni otorite yaptı?
3 - Burası tamamen benim çöplüğüm ve senin ne düşündüğünü umursamıyorum!
AE : Peki bunu neden yazıyorsun?!
E : Sevgili alteregom, bak ben bunları söyleyen kişiye değil, genel olarak eleştiri mantığına bir açıklama yapıyorum! Bilmem anlatabildim mi?
AE: Anladım, sanırım...
E: Ayrıca, bir daha yazımı kesip araya girersen, seni siler yerine Nihat Hatipoğlu'nu koyarım!
Sevgili okur, tabi ki hatalarım var! Şok edici evet ama senin hatan da benim yazımda hatalar olduğunu söylemem. Bu benim düşüncem ve bana göre yüzde yüz haklıyım. Sana göre yüzde seksen haklıyım, bir başkasına göre var olmam bile hata!
Münazaraları bundan dolayı sevmem! Manasızlığı algılayabiliyor musun? Kelimelerle yapılan bir ''sidik yarışından'' öteye gitmez maalesef...
Şimdi.... Sonunda yazıma başlayabilirim.
Son zamanlarda, E-Sport sistemi ile alakalı şeyler görme sıklığım artınca, artık bir-iki kelam edeyim dedim.
Nedir E-Sport?
E-mail gibi düşünebilirsiniz. Prensipleri tıpatıp aynı, ufak bir farkla; birinde bilgi ve belge paylaşımı yaparken(e-mail), ötekinde ise oyun oynuyorsunuz.(E-sport).
Mail; posta, mektup. Elektronik sisteme geçmeden önce, kağıt üzerine basılı şekilde birbirimiz ile iletişime geçiyorduk. Sonrasında, kızılötesi uydu sistemi ile Kısa Mesaj mantığı gelişti ve daha sonrasında ise tamamen dijital kodlama sistemine geçildi ve o tarihten itibaren, eposta diye dilimize eklediğimiz iletişim yöntemini kullanıyoruz.
Basılı postalamadan, elektronik postalamaya geçişte duymadığım şikayet ve felaket tellallığını, E-Spor sistemine geçişte duyaroldum.
Eposta için, insanların kelime dağarcığını daraltıyor, imla bilgisini köreltiyor, tembelleştiriyor. İnsanları işsiz ve asosyal yapıyor denebilir mi? Hayır! Yada eskiden postacıların gezdiği sokaklardan şimdi sinyallerin doldurduğu sokaklara gark olduk, sitemi ne kadar mantıklıdır?
Bunun için daha da köke inelim. Spor, nedir?
Spor; belli kurallara ve tekniklere uyularak yapılan, bedensel gelişmeye yararlı, eğlenmek ve yarışmak amacı da bulunan beden hareketlerinin tümünün ortak adı.
Yüzme, Basketbol, Curling(!) bunlar spor.
Araba yarışı, motorsiklet yarışı bunlar da spor.
Okçuluk, atıcılık bunlar bile spor.
Hatta aşina mısınız bilmiyorum lakin AVCI'lık diye bir spor vardır. Tarihin en eski sporlarındandır. İnsanlar hiçbir fiziksel ihtiyaca ve korunma içgüdüsüne dayanmaksızın hayvanları öldürüyorlar ve buna SPOR diyorlar.
Peki bu herkesin karşısında durduğu E-Spor'da ne oluyor?
Online olarak oyun oynuyorlar. Evet, bildiğiniz bilgisayar oyunu. İnsanlar, bilgisiyarın başında takım olarak yada bireysel olarak oturup oyun oynuyorlar ve diğer insanlarda bir taraf seçip, kimin kazanıp kimin kazanmayacağına dair heyecan dolu bir zaman dilimi yaşıyorlar.
Yani; 22 kişinin, ağ ile örülmüş 3 adet demir sütunun içerisinden yuvarlak bir objeyi geçirip, geçiremeyeceği, 10 kişinin, seken plastikvari bir objeyi, yüksekçe bir yere konumlandırılmış sepetin içine sokup, sokamayacağı konusunda duyduğu heyecan hissi ile tamamen aynı.
Peki nedir, bu kadar tepki almasına sebep olan şey?
Çok basit; YENİ OLMASI...
Evet, insanların asla değiştiremediği tek şey, yeniye olan korkusu ve önyargısıdır.
Peki sadece bu mu? Hayır tabi ki de, insanın kendi salt değilken, insan ile alakalı hiçbir şey de doğal olarak salt olmayacaktır. Bu girift bir karşı duruş. Bu karşı duruşun içerisinde, nesile karşı iyi niyetli bir koruma hissi de mevcuttur. Bu koruma içgüdüsü ne kadar iyi niyetli olsa da, eksik ve cahilce tepkileri doğurmaktan kendi koruyamıyor maalesef.
Korku insana düşünme fırsatı vermeden, eyleme geçme veya eylemsizlik içinde kalma emrini aşılar. Bu gayet anlaşılabilir bir olgu olsa da, sonuçta zarar kaçınılmaz olmaktadır.
Spor, bedeni gelişmeyi, sağlıklı ve sorumlu bir birey olmayı öğretir, sosyal ilişkileri güçlendirir vs. vs. vs. gibi düşünceler bu "nesli koruma" prosedürünü aktive etmiştir. Çünkü bu mantaliteye göre, espor yukarıda sayılan hiçbir şeyi tam anlamıyla yerine getirememektedir.
Şimdi, bu tezin doğruluk payı vardır. Lakin tezin diğer görünmeyen yarısında ki - spor - tanımı ile şu anki spor ve sporculuk sistemi uyuşmamaktadır.
Spor, tamamen eğlence amaçlı yan etki olarak da bedeni ve zihinsel sağlık açısından yararlıdır.
Evvela şu unutulmamalıdır ki, spor bir amaç değil; araçtır.
Bir eğlence aracıdır.
Dünyevi olarak en çok gelir sağlayan 3 sektör mevcuttur.
1- Silah Sanayisi
2- İlaç Sanayisi
3- Eğlence Sanayisi
Silah Sanayisi, daima bir tehdit oluşturarak daha fazla silah kullanmayı teşvik eder.
İlaç Sanayisi, daima bir tehdit oluşturarak daha fazla ilaç kullanmayı teşvik eder.
Eğlence Sanayisi, ilk iki sanayinin tehditlerinin gerçek olmadığını unutturmak için daha fazla eğlenmeli teşvik eder.
Spor sektörü, eğlence sanayisinin en güçlü kollarından biridir. 100'lerce çeşiti vardır. Öyle ki dünya üzerinde herkesi etkisi altında alacak kadar çeşiti mevcuttur. Futbol sevmezseniz, Hokey; Hokey sevmezseniz, Basketbol, olmadı Tenis, olmadı araba yarışı, olmadı golf... Curling diye bir şey var bu hayatta, size daha ne diyebilirim acaba?!
Spor, sporcular olmadan yapılamaz. Çoğu sporcu (bazı elitist sporlar hariç) varoş, kenar mahalle, fakir popülasyondan gelir. Ve ömrünce çalışarak geldiği mahallenin kenarlarını dip sosa batırıp yiyebilecek kadar zengin olur.
Tüm hayatını, insanlar daha fazla spor ayakkabı, daha fazla forma alsınlar diye beden gelişmesine(?) ayırır. İçki, kumar, uyuşturucu tuzaklarının eline düşüp, jubile yapacak kadar talihliyse mutlu mesut yaşar. Ki, jubile yapacak kadar talihi yoksa, tek bir sakatlanma ile yada yaptığı tek bir hata ile, bir gün önce ona olan sevdiği hasebiyle canını verecek kadar seven insanlar, onu ya unutur yada unutulmaktan beter eder.
Peki tüm hayatı boyunca sadece spor giyim markaları ve çeşitli markaların reklamını yapmış, bunlar için bedenini satmış olan bu kişinin bedeni artık ürün sattıramayacak hale geldiğinde bu kişiye ne olur?
Eski hayat kadınlarına ne olursa o olur sanırım... Kimsenin eskiden kim olduğu öğrenilmesin diye insanlardan kaçarak yada sadece bedenimden ibaret değilim diye insanları ikna etmekle geçiriri ömrünü...
Onların yerini alan şimdinin ''ilahları'' ama 10 yıl sonrasının "atıkları" ise geçmişi kötüleyerek, kendi ve yaptığını "işi" evrenin merkezi görerek hayatını geçirir.
Şimdi diyebiliriz ki, bunlar sektör hale gelmiş versiyon, bizim spor dediğimiz şey sokakta, normal insanın yaptığı şey... O zaman da şöyle bir sonuç çıkar, espor konusunda insanların - karşı çıkan insaların - derdinin internet kafede "Abi 1 tl'lik açar mısın?" lar olduğunu sanmıyorum. Onlar da sanıyorum ki, bu espor sektörüne karşılar. İşte benim de izahatım burada devreye gidiyor.
Efendim, elektronik yada değil sektör haline gelmiş bu "spor" olgusu insanlığı sömürüyor.
Spor ve espor, aynı b.kun laciverti...
Kral çıplak diye bağıracaksanız, tüm kralların çıplak olduğunu söylemek zorundasınız, sadece sizin "anlamadıklarınıza" değil.