31 Aralık 2014 Çarşamba

Bi' HİKAYE

”Şşt!” dedi arkamdaki soğuk esinti ve devam etti; ”Saçların böyle güzel, bence dokunma.” ”Sadece uçlarından aldıracaktım.” dedim. ”Ben zaten senin uçlarına aşık oldum.” dedi. ”Peki.” dedim ve uçları hariç tüm saçımı kestirdim. ”Beni hala seviyor musun?” dedim. ”Hala şapkalı mı değil mi?” diye sordu. ”Şapkalı” diye cevap verdim. ”O zaman Çatalça’ya iki kişilik bilet alabiliriz” dedi. ”Peki.” dedim ve biber dolmasından bir çatal aldım. Biraz yağlıydı çatal, biber dolmasına kızdım. ”Gümüşleri satıp, iddia oynadım.” dedi. ”Bu sefer banko, görürsün tutacak!” Tuttu bana Eminönü’nde balık ekmek ısmarladı ama balıklar İsveç’ten gelmişti, anlaşamadık. Sadece turşu yiyebildik. 
”Su turşudan daha fazla olduğu halde neden suyu turşu sahipleniyor?”
”Su biraz ikiyüzlü çünkü, girdiği kalıbın şeklini alıyor.”
”Turşunun erkeğe benzemesinin hiç mi alakası yok bu durumla?”
”Var ama böyle şeyler söyleyebilmek için bir feminist ile evli olmak gerekiyor. Yasa böyle.”
Sabaha karşı uyandık. Etraf çok sakindi. Kahvaltı hazırlanmış, taze ekmek kokusu odayı sarmış, yer her çiçek doluydu, gülümsedim ve korktum. Sonra rüya gördüğümü anladım ve uyandım. Gecenin bir körü, siren ve korna sesleri, odaya sinen sigara kokusu… Derin bir oh çektim! ”İşte.” dedim. ”Hayat tam olarak böyle.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder