6 Ekim 2014 Pazartesi

TEHLİKELİ BİR YAZI

Aşağıdaki yazı, bazı kişiler için rahatsız edici olabilir!


Bir çok tarikat/zaviye/tekkelerin savunduğu fakirciliği savunmuyor ve aksine olabildiğince ''bir lokma bir hırka'' ilkesine karşı olduğumu söylemek istiyorum.  İslam sistemi toplumcudur. Bireyselliğin en aza indirgendiği bir sosyal yapıyı oluşturmak ister. Bunun için de toplumun her ferdine, diğer fertler için sorumluluk yükler. Bu sorumlulukları da bir ceza-ödül sistemi içerisine yerleştirir. Sadece toplum içi sorumluluklarla da yetinmeyip, toplumlar arası hatta türler arası bir sorumluluk sistemi ortaya koyarak; her canlının her canlı için önemi ve olmazsa olmazlığına dikkat çeker. Bu sebepten İslam, toplumdan soyutlanmayı ve topluma maddi katkı sağlayabilecek bir durumda olan bireyin, bunu yapmamayı seçmesi ile toplum yükünü arttırmasını kesinlikte mazur görmemektedir.

''İslam'' kelimesi, ''s-l-m'' harf kökünden gelir. Bu harf kökünden ''selam'' ve ''esleme'' kelimeli türer. Selam; esenlik, güvenlik manalarını taşıyan bir kelimedir.  Esleme; teslimiyet demektir. Mantıki olarak, bir kişi sadece tamamen güvende hissedeceği bir şeye kendini teslim eder. Güvenliğinden eminlik lazım gelir  - ki; ''İman'' kelimesi de ''emn'' kökünden gelir ve manası; güvenmek demektir - . Yani İslam; ''Teslimiyet'' demektir. Müslüman ise ''Teslim Olan'' anlamına gelir. Teslim olunan; Allah ve Allah'ın yarattığı sistemdir. Allah'a iman; Allah'a güvendir.

Kendine Müslüman diyen herkes Allah'a güvendiğini söyler. 

Peki gerçekten ne kadar güveniyoruz Allah'a?

Bu soru çoğu kimse için rahatsız edici ve gereksiz bir soru olarak algınanacaktır. Ama gerçekten kendini sorgulamak isteyen ve yüzeysel düşünce ile yetinmekten bıkmış olanlar için sarsıcı bir yolculuğun başlangıcı olacaktır.

Bir müslüman diğer hiçbir varlık için yapmayacağı davranışları Allah için yapar. Zamanını, malını, sağlığını Allah yolunda harcar. O kadar ki, canını bile Allah yolunda seve seve verebilir. Çünkü, bütün bu sahip olduğu şeyleri veren zaten Allah'tır. Yaptığı bir fedakarlık değil, ürünü asıl sahibine geri vermektir. Yani bir müslüman bilir ki, sahip olduğu hiçbir şey kendisinin değil, Allah'ın bir lütfudur. Ve Allah bu lütuf için onu sınayacaktır.

Bazı insanlar için fakirlik en zor imtihan olarak algılanır. Ama zengilik çok daha çetin bir imtihandır. 

Fakirlikte yapılabilecek  şeyler bellidir; ''Sabır ve Sebat''. Allah'ın verdikleriyle yetinmek, daha fazlası için çalışmak ve başarısızlıklar için sabretmek gerekir. Ayrıca fakirin toplumsal sorumlulukları daha azdır.

Diğer yandan zenginlikte hem toplumsal sorumluluklar artar hem de imtihanlar ağırlaşır.

Günahlar pahalıdır. Cehennem'e gitmek için epey bir para harcamak gerekir. Zenginin imkanları geniştir. Refah seviyesi yüksek olduğundan kendi ile daha fazla vakit geçirebilir. Kendi ile vakit geçirdikçe, arzularına boyun eğme riski artar.

Zengin bir müslüman, hem ahiretini hem de bu dünyasını garantilemiş hissiyatını taşır. Bu duygu bazılarında az, bazılarında ise çok vardır. Bazı zengin müslümanlar bu hissiyatın kölesi olurlar ve çevrelerine bu yeni kimlikleriyle hitap eder, öyle davranırlar.

İnsanlardaki, ''para değiştirir'' algısı yanlıştır. İnsanlar para ile değişmezler, sadece para ile kendileri olabilme imkanı buluırlar.  Parasız kişi, toplum tarafından kabul görmek için kendi olmaktan vazgeçmiş halde yaşamaktadır. Çünkü topluma kendini kabul ettirecek bir gücü yoktur. Kendinden daha güçlü olan toplumun ve yakın çevresinin kurallarına göre yaşar. Bu kişi topluma ve yakın çevresine olan bağımlılığını kesecek bir maddi olanağı bulduğu anda maskesinde sıyrılıp,  kendi olur. Çevresi ise gerçek kişiliğini o maske sandığın için, kişinin değiştiği varsayımını yapar. Asılında kişi değişmemiş, kendisi olmuştur. Yani para insanı değiştirmez, aksine para insanı kendisi yapar.

Çünkü kendin olmabilmek büyük bir güç ister.

Allah'ın kendisine dünyada ve ahirette destek verdiğini hisseden bir kişi ister istemez bir üstünlük duygusunun içine düşer. Bu üstünlük duygusu bir imtihandır. Bu imtihanı veremeyenler, kibir ehli olurlar.

Kibir, insanın kendine söyleyebileceği yalanların en kötüsüdür. Göz ile görülemeyecek kadar minik bir varlık insanın tüm yetenekelerini işlevsiz hale getirebilir ve onun varlığını anında bitirebilir. Kendi bedeninin en temel motorsal işlevini (oksijen tüketimini) bile kendisi kontol edemeyen bir varlığın, kendini diğer varlıklardan üstün görme çabası olsa olsa gülünçtür.

Böyle bir kibir, kendine ''teslim olan'' demeyen bir zengin için rahatsız edici görünmeyebilir fakat bu kendine ''ben inanalardanım'' diyen bir insan için kabul edilebilecek bir davranış değildir. Çünkü o kişi hem tüm sahip olduklarım Allah'ındır deyip hem de sahip olduklarım için size hükmetme hakkına sahibim demektedir.

Bu kişiler toplum için zararlıdır. Çünkü kibir vicdanlarını ele geçirmiştir. Kendilerinde hükmetme saplantısı geliştirmişlerdir. Bu hükmekte saplantısı da doğru ile yanlışı kendi menfaatleri yönünde tanımlama eğilimi doğrur. Ve bu menfaat işlemi sonunda adaleti bağlar ve özgürlüğü yok eder.

Bu kişilerin ''dindar'' kimliklerinin ön plan olmasıyla da toplumdaki din algısı sarsılır. Çünkü bu kişiler daha fazla güç sahibi olmak için ''Allah'ın adını ve sistemini'' kendi menfaatleri doğrultusunda kullanmaya başlarlar. Doğru din bozulur ve manasızlaşır. Dinden kala kala bazı sembollerler kalır ve bu semboller taşıdığı manadan daha değerli bir hal alır. Böylece insanın varoluş sorunlarına cevap olarak bulduğu din, ona huzur vermez. Ve insan Yaratıcısının sisteminde huzur bulamadığını fark ettiğinde işler çok kötü bir hal alır.

Bu sebepten İslam'da sömürüye dayalı bir zengilik sistemi yoktur. Çünkü bu sistem toplumları böler ve kolay yutulabilecek lokmalar haline getirir.

Eğer kendine ''müslüman'' diyen bir kişi, faiz ve kapitalist sistem ile zengin olmuşsa; insanlara kul olmak için yeni tanrılar icat etmiş demektir. Çünkü faiz ve kapitalizm köleleştirir. İnsanın zamanını, malını, sağlığını ve hatta canını kendi için harcatır. Onun evet dediğine evet, hayır dediğini hayır demek zorunda bırakır. 

Düşün bakalım Ey Müslüman, birine kul olmak bundan başka ne anlama gelir...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder