20 Ocak 2015 Salı

-siz

Tut fırçanı. 
Derin bir nefes al ve dal zamanın içine. 
Kimseye söylemem korkma. 
Özgür olduğunu bilmeyecek hiçbir tutsak. 
Hangi kalıba soktular seni? 
Güzelliklerini hangi sıradanlıklarıyla yamadılar? 
Demek, normal dediler sana. 
Aferin! 
İyice öğrenmişsin saklamayı.
 Hayır, daha zamanı var. 
Biraz bekle. 
Daha zamanı var, biraz daha. 
Bekle. 
Hissediyor musun? 
Görmüyorlar seni artık. 
Yani bakmıyorlar aslında. 
Görünmez oldun aralarında. 
Tamamdır bu iş. 
Bravo! 
Seni kendilerinden ayıramıyorlar. 
Farksızlaştın tamamen. 
Sen normalsin artık. 
Yavaşça yürümeye başla. 
Nazik ol! 
Hala aralarında sana inanmayanlar var, duyabiliyor musun kalp atışlarını? 
İyi dinle. 
Atmıyorlar. 
Demek yaşamıyorlar. 
Çatırtıları görebildin mi? 
Tuhaf değil mi? 
Dipdibeyken bu kadar ayrı olabilmeleri... 
Şaşırmıyorsun eskisi gibi, evet. 
Olağan geliyor sana. 
Olması gerek zaten olan hali, öyle ya. 
Uzaktan uzağa acıyorlar birbirlerine, uzaktan uzağa alay ediyorlar. 
Fısıltılarının tadı geldi mi damağına? 
Aynen öyle, doğru. 
Ölmüş bir et parçası bu. 
Güzel, klişeleşmişsin de. 
Başarın gittikçe artıyor. 
Artık hızını arttırabilirsin. 
Buyur, koşmaya başla. 
Fark ettin demek. 
Hep duruyorlar. 
Aynı yerde ve aynı zamanda. 
Evet, evet; hiç ilerlemiyorlar. 
Yerlerinde sayıyorlar geçmişlerini. 
Bayağı kabullendin artık bakıyorum. 
Bir sonraki aşama için hazırsın. 
Uç bakalım haydi, uç! 
Nasılsın şimdi? 
Miden bulanmaya başladı mı? 
Şahane! 
Ne çok karanlık sır var değil mi o yüz watt'lık ampüllerinde! 
Çözdün! 
O yüzden ekonomik lambaları kullanıyorlar huzur bulmak için. 
Kolay kolay bu raddeye gelebileceğini düşünmemiştim. 
Peki, hazır mısın? 
Yok ol şimdi de! 
Ne yazık asla başarıp başarmadığını bilemeyeceksin. 
Yoksun çünkü sen. 
Hiç olmadın ki. 
Çünkü bir kere bile var olmuş olsaydın, asla yok olunamayacağını bilirdin. 
Ama sen bunu bilemedin. 
Neden acıdır bazı biberler ?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder