Es-selamu aleyküm.
Günlerdir, haftalardır, ayladır süre gelen paylaşımlar, konuşmalar, kampanyalar vs. yüreğimi daralttı. Sıkıştım, doldum, nefes alamıyor gibi hissediyorum.
İlk başta meselenin Suriyeliler olduğunu sanıyordum ama aslında öyle değişmiş. Esas mesele, insanlılıkmış.
Evet insan-lı-lık.
İnsan, öz; insalı, özden damıtılmış aroma; insanlılık, özden damıtılmış aromanın tozu.
İnsanın suyunu çıkarıyorsunuz, çıkarılan suya bir batırıp çıkarıyorsunuz, güneşte kurutup küllerini savuruyorsunuz.
O savrulan kül işte insanlılık.
İnsanlılık, 3. rezil şahıs.
İnsan nesli tükenmekte olan bir varlık. Dünya üzerinde çok az sayıda kaldı. Bir önceki nesil insanlıktı. İnsanın sadece aroması vardı ama tadı benziyordu. Şimdiki nesil ise insanlılık. İnsanın yapay aromasının tozu var üzerlerinde. Tadı da benzemiyor artık. Başka bir şey bu.
Boğuldum. Darlandım. Her tükendiğimde yaptığım şeyi yaptım ve beni kurtarması için Kur'an'a sarıldım.
''Dedi; Rabbim gögsümü bana genişlet ve emrini bana kolaylaştır, dilimdeki bağı çöz ki diyeceklerimi tam olarak kavrayabilsinler.'' Taha 25-28
Bir çok ayet buldum ve yazmıştım. Bu kadar uzun yazıyı kimse okumaz diye düşünürken, Rabbim karşıma öyle bir ayet çıkardı ki, her şeyi anlatmak için yeter.
Euzü billahi min eşşeytanirracim
Bismillahirrahmanirrahim.
''Koşun! Rabbinizden bir bağışlanmaya ve Cennet'e ki, genişliği göklerle yer kadardır. Allah'a karşı duyarlı olup, sakınıp, korunanlar için hazırlanmıştır. Bu kişiler, bollukta ve darlıkta verirler, öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah iyilik yapıp güzel davrananları sever.'' Al-i İmran 133-134
Elhamdulillah.
Selam ve dua ile...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder